Uzun vadeli kazanc icin bir kez daha kısa vadeli bir kazancı - keyifli bir is gezisini reddetmek durumunda kaldım. Teselli kahvesi iciyorum su anda ama gogusume oturan okuzu kaldırmak icin en az 3-4 bardak votka lazım, o da gorevdeyken imkansız.
Ahhhh, imkanlar, imkanlarımız.

Bugun yagmurdan kacarken bi starbucks a sıgındım ve hemen cadde manzaralı bi masaya kuruldum. Ankarada olsam ilk bara girer hemen bira + shot votka soylerdim ama gorevde olunca kahvenin kafeinini buldugumuza sukrediyoruz.
Neyse, bugun yine fark ettim ki ben kış insanıyım. Serin hava, yagmur vb beni huzurlu hissettiriyor. Yazın sıcaklıgını, yapıs yapıslıgını hic sevemedim zaten. Ankaranın en guzel taraflarından biri de sonbaharda ve kışın kavaklıdere civarlarını gezmek bence. Hele bi de acelem yoksa, kimse beklemiyorsa daha da zevkli hele geliyor.
Hadi, sonbahar bi an once gelsin de tekrar yasadımı hissedeyim.

Kimsenin rahatsız edemedigi ve sokak sesinin ulasamadıgı bi otel odasında cay icerek kitap okumaktan daha guzeli sarap icip kitap okurken fonda bill evans calması. O asamaya gecmeme daha cok var, cayın ve sessizligin de tadını cıkarmak lazim.

Ucak koltugumun numarası 13a, batıl inancım olmasa da, hafif bi urperme olmadı degil.

The Last Day On Earth

Bu sarkiyi her dinledigimde gercekten sevdigim kadini cok gec bulabilecegim ihtimali aklima geliyor.
Bu yastan sonra bulsam ne olur? Colugu cocugu birakip evi terk edemem herhalde. Metres hayati, fransiz filmlerinden ogrendigim kadariyla, cok zahmetli. O zaman tek care arkami donup gitmek. Soylemesi kolay tabi, ancak basima gelirse ogrenebilirim be olacagini.
Ne demis attila ilhan, sevmek icin gec olmek icin erken.