"Best shop in Brighton" Nick Cave RT @artrepublic: @nickcave just popped in & chose this print

"Best shop in Brighton" Nick Cave RT @artrepublic: @nickcave just popped in & chose this print

The Last Day On Earth

Bu sarkiyi her dinledigimde gercekten sevdigim kadini cok gec bulabilecegim ihtimali aklima geliyor.
Bu yastan sonra bulsam ne olur? Colugu cocugu birakip evi terk edemem herhalde. Metres hayati, fransiz filmlerinden ogrendigim kadariyla, cok zahmetli. O zaman tek care arkami donup gitmek. Soylemesi kolay tabi, ancak basima gelirse ogrenebilirim be olacagini.
Ne demis attila ilhan, sevmek icin gec olmek icin erken.

Hayatın sıkıcılığından şikayet etmek saçma geliyor ama yapabildiğim de pek bir şey yok. Bu saatten sonra ne radikal kararlar alabilirim ne de sil baştan başlayabilirim. Ancak kafamı kuma gömüp biraz daha sıkı çalışarak en azından kafamı dağıtabilirim.

Saçma hayatımı güzelleştiren bi kaç şeyden ikisi, her asosyal için olduğu gibi, kitaplar ve filmler.

Misal, dün işyerinden yazılım sıkıntısı nedeniyle elimdeki işle ilgili bişey yapamadım ve kaç zaman önce indirdiğim drinking buddiesi izledim. Karşı cins arkadaşa sahip olmanın güzelliklerinin nasıl da unutmuşum. Farklı bakış açısı, karşılıklı kışkırtma, eğlence, beklenti olmadığını bilerek rahat rahat geyik yapma, güzel şeylerdi bunlar, şimdi mazide kaldı. Ha, işyerinde yok mu kadın arkadaşlarım, var tabi ama hepimiz yüzümüzde, az veya çok, maskelerimizle gezdiğimizden samimiyet eksikliği oluyor, o zaman da tadı kaçıyor tabi.

Neyse, ben yavaştan taşak kokulu arkadaş ortamıma döneyim zira yazılım sorununu hala çözemedi dallamalar

Running On Faith      

lise yillarimin fon muzigimin hala bu ozelligini korumasinda sarkinin efsaneliginin yani sira kendi malliklarimin da buyuk payi oldugunu dusunuyorum.
Bi votka daha lutfen

Kahvaltimi isyerinde yapiyorum, bazen esim sandvic hazirliyor bazen de tost aliyorum kantinden. Dun gece calisirken yarim biraktigim krakeri kahvalti niyetine kufrede kufrede ise getirdim bugun. Sabah bi yandan onu kemirirken bi yandan da somayla ilgili muhtesem aciklamalari okuyorum. Neyse, fantastik aciklamalar herkeste ayni asap bozuklugunu yarattigi icin konuya doneyim.
Tam krakeri kemirmeyi bitirmistim ki kahraman cayci elinde kahveyle odaya girdi, daha ne oluyor demeden bu da benden olsun abi diyerek kahveyi birakti. Ilk yudumu aldim ve evet, sadeydi.
Her ne kadar elinde kalan kahve olma ihtimali olsa da son zamanlarda sahsima yapilmis en buyuk jestti.

Pampişim diyebilecegim samimiyette bir arkadasimin olmamasi ne kadar sacma bi hayatim oldugunu fark ettirdi birden. Niye yasiyorum ki o zaman? Butun iliskilerom resmiyse, etrafta yuzune maske takmadan, laflarina dikkat etmeden konusabilecegim kimse yoksa, bos bi hayati olan bos bi insanim demektir.